Uyumak her zaman dinlendirmez: dinlenmenin farklı türleri
Dokuz saat uyuyup yorgun kalkmak mümkündür, çünkü her yorgunluk aynı ilacı istemez. Duyusal, sosyal, zihinsel ve yaratıcı dinlenme ayrı ihtiyaçlardır.
Selen Korkmaz 3 dk okuma
Yorgun olduğunu fark eden insanın aklına gelen ilk çözüm uykudur. Erken yatmak, hafta sonu geç kalkmak, fırsat bulunca şekerleme yapmak. Bu çoğu zaman işe yarar; ama herkesin bildiği bir durum da vardır: bazen dokuz saat uyunur ve sabah yine yorgun kalkılır. Bu durumda sorun uykunun süresi değil, uykunun karşılayamadığı başka bir ihtiyaçtır. Çünkü dinlenmenin tek bir türü yoktur ve her yorgunluk aynı ilacı istemez.
Uyku, bedeni onarır ve zihni toparlar. Ama gün boyunca biriken yükün önemli bir kısmı uykunun alanına girmez. Sürekli konuşmaktan gelen tükenme, hiç ara vermeden ekrana bakmaktan doğan bulanıklık, karar üstüne karar vermekten kaynaklanan ağırlık farklı türden boşalmalar ister. Bunları tanımak, dinlenme çabasını çok daha verimli hâle getirir.
Duyuların dinlenmesi
Modern günün en az fark edilen yükü duyusaldır. Sabahtan akşama ekran, bildirim sesi, trafik gürültüsü, açık ofis uğultusu, çalan müzik. Bunların hiçbiri tek başına yorucu görünmez ama toplamı zihni sürekli işlemde tutar. Akşam eve gelip televizyonu açmak bu yükü azaltmaz, sürdürür.
Duyusal dinlenme çok basittir ve çok az zaman ister. Işıkları kısmak, birkaç dakika gözleri kapatmak, sessiz bir odada oturmak, kulaklığı çıkarıp yalnızca ortam sesini dinlemek. Gün içinde beş dakikalık böyle aralar, akşamki tükenmişliği belirgin biçimde azaltır. Özellikle uzun süre ekran karşısında çalışanlar için, ara sıra uzağa bakmak hem gözü hem zihni gevşetir.
Sosyal ve duygusal boşalma
Bazı insanlar için gün, insan temasıyla doludur. Toplantılar, müşteriler, sınıflar, hasta odaları. Bu temas anlamlı olabilir ama enerji ister; çünkü insan başkasının yanındayken sürekli olarak kendini ayarlar. Ses tonunu, ifadesini, söyleyeceklerini düzenler. Bu ayar işi sessizce yorar.
Sosyal dinlenme, ille de yalnız kalmak demek değildir. Yanında kendini ayarlamak zorunda hissetmediğin insanlarla geçirilen zaman da dinlendiricidir. Kimi insan için kalabalıktan uzaklaşmak, kimi için yakın bir dostla sessizce oturmak işe yarar. Ölçü, o zamandan sonra kendini boşalmış mı yoksa dolmuş mu hissettiğindir. Duygusal dinlenme ise gerçek olanı söyleyebildiğin bir alanda mümkün olur; sürekli iyi görünmek zorunda kalmamak, başlı başına bir toparlanmadır.
Zihnin ve yaratıcılığın payı
Karar vermekten ve odaklanmaktan gelen yorgunluk için ne uyku ne de sessizlik tek başına yeterlidir. Bu yorgunluk, zihnin sürekli açık kalan sekmelerinden doğar. Yapılacaklar, hatırlanması gerekenler, ertelenmiş konular arka planda çalışmayı sürdürür. Bunları yazıya dökmek, zihinsel dinlenmenin en etkili ilk adımıdır; kâğıda geçen şey kafada dolaşmayı bırakır.
Bir de yaratıcı dinlenme vardır. Uzun süre üretmek zorunda kalan insan, bir noktada boşalır. Bunun karşılığı, hiçbir çıktı beklenmeden bir şeyle temas etmektir: doğaya bakmak, müzik dinlemek, bir sergiyi gezmek, hatta el işi yapmak. Buradaki şart, o etkinliğin değerlendirilmemesidir. İyi ya da kötü yapılmış olması önemsizdir; önemli olan üretme baskısının olmamasıdır.
Kendi eksiğini bulmak
Bütün bu türleri aynı anda yönetmeye çalışmak gereksizdir. Çoğu insanda bir ya da iki tanesi kronik olarak eksiktir. Bunu bulmanın yolu, yorgun hissedildiği anda şu soruyu sormaktır: şu an ne yapmak istemiyorum? Cevabın kendisi genellikle eksik olan dinlenmeyi işaret eder. Konuşmak istemiyorsan sosyal, düşünmek istemiyorsan zihinsel, bakmak bile istemiyorsan duyusal dinlenme gerekiyordur.
Bir başka pratik ölçü, hafta içinde bu türlerin her birine ne kadar yer açıldığını gözden geçirmektir. Çoğu takvimde iş ve sorumluluk saatleri açıkça yazılıdır, dinlenme ise artan zamana bırakılır. Artan zaman ise nadiren artar. Bu yüzden dinlenmeyi de bir randevu gibi yerleştirmek, kulağa katı gelse bile pratikte en işleyen çözümdür.
Bunu bir kez fark eden insan, tatilin neden bazen dinlendirmediğini de anlar. Yoğun bir programla geçen, sürekli hareket ve sosyal temas içeren bir tatil, bedeni yorar ve eksik olan zihinsel boşluğu vermez. Dinlenmek her zaman durmak değildir; bazen yalnızca yükün cinsini değiştirmektir. Doğru cinsi seçebilmek, aynı süreden çok daha fazlasını almayı sağlar.