Soğuk Algınlığında Beslenme ve Sıvı Düzeni
Hiçbir yiyecek nezleyi kısaltmaz, ama doğru sıvı düzeni ve yumuşak öğünler o birkaç günü belirgin biçimde kolaylaştırır.
Nehir Aydın 4 dk okuma
Burun tıkanıklığı, boğazda kaşıntı ve halsizlikle başlayan o tanıdık birkaç gün, çoğu insanda yılda iki ya da üç kez tekrarlar. Bu dönemde mutfağın rolü çoğu zaman abartılır ya da tümüyle göz ardı edilir. Gerçek ikisinin ortasındadır: hiçbir yiyecek nezleyi kısaltmaz, ama yeterli sıvı ve makul bir beslenme düzeni, o günleri belirgin biçimde daha katlanılır kılar. Mesele mucize aramak değil, vücuda işini kolaylaştıracak koşulları sunmaktır.
Hastalıklı günlerde iştah düşer. Bu, sinir bozucu olsa da olağan bir tepkidir; sindirim sisteminin bir süre daha az yükle çalışması genellikle sorun yaratmaz. Asıl dikkat edilmesi gereken şey yemek miktarı değil, sıvı dengesidir. Ateş, hızlı soluk alıp verme ve terleme, fark edilmeden ciddi miktarda su kaybettirir. Susuz kalan bir bedende yorgunluk artar, baş ağrısı derinleşir, burun ve boğazdaki salgılar koyulaşarak daha rahatsız edici hale gelir.
Sıvıyı miktar değil, süreklilik belirler
Bir seferde büyük bardaklar devirmek yerine gün boyunca küçük yudumlarla ilerlemek daha kolay ve daha etkilidir. Yatağın ya da çalışma masasının yanında duran dolu bir bardak, hatırlatıcı işlevi görür. Oda sıcaklığında su, hafif demlenmiş bitki çayları, ılık limonlu su, sade ayran ve ev yapımı et ya da sebze suyu bu dönemde iyi seçeneklerdir. Sıcak içecekler burun tıkanıklığını geçici olarak rahatlatır; buharın kendisi de boğazdaki kuruluğu yumuşatır.
Tuzlu bir çorba suyunun neden bu kadar iyi geldiğini merak edenler için yanıt basittir: terleme ve ateşle yalnızca su değil, sodyum da kaybedilir. Hafif tuzlu sıcak sıvılar bu kaybı karşılar, boğazı yatıştırır ve mideyi zorlamadan enerji verir. Şekerli gazlı içeceklerle ya da yoğun meyve sularıyla aynı işi görmeye çalışmak ise çoğu zaman ters teper; fazla şeker bazı kişilerde bağırsak rahatsızlığı yaratır ve gerçek bir doygunluk hissi vermez.
Boğaz ağrısı varken yemeği kolaylaştırmak
Yutkunmak acı veriyorsa, dokusu yumuşak ve ılık yiyecekler tercih edilir. Sulu çorbalar, iyi pişmiş bulgur ya da pirinç lapası, haşlanmış patates püresi, yumuşak yumurta, süzme yoğurt, olgun muz ve fırınlanmış elma bu listededir. Çok sıcak, çok baharatlı, çok asitli ya da kabuklu ve keskin dokulu yiyecekler tahriş olmuş bir boğazda gereksiz bir sınav yaratır. Kızarmış ekmeğin kenarı bile o günlerde fazla gelebilir.
Bal, bir yaşını doldurmuş herkes için boğazı kaplayan yumuşak bir katman oluşturur ve özellikle gece öksürüğünü hafifletmeye yardımcı olur. Ilık suya ya da çaya karıştırmak yeterlidir; kaynar suya eklemenin bir üstünlüğü yoktur. Bir yaşından küçük bebeklere bal verilmez, bu kural istisnasızdır.
Bağışıklık için gerçekçi beklenti
Hastalandıktan sonra yüksek dozda takviyeye yönelmek yaygın bir alışkanlıktır, ama beklenen etkiyi nadiren gösterir. Beslenmenin bağışıklık üzerindeki etkisi haftalar ve aylar içinde, yeterli protein, sebze, meyve ve tam tahıl tüketimiyle kurulur; üç günlük bir kürle inşa edilmez. Dengeli beslenen bir kişide ek vitamin almanın hastalığı belirgin biçimde kısalttığı gösterilememiştir. Bilinen bir eksiklik varsa ya da yaş, gebelik gibi özel durumlar söz konusuysa karar hekimle birlikte verilmelidir.
Buna karşılık gerçekten işe yarayan iki şey vardır ve ikisi de ücretsizdir: uyku ve dinlenme. Yorgun bir bedenin toparlanması uzar. Hastalığın ilk günlerinde ağır egzersizden uzak durmak, gece uykusunu kısaltmamak ve ortamı fazla kuru bırakmamak, bir tabak çorbadan daha belirleyicidir.
Toparlanma günlerinde iştahı geri kazanmak
Ateş düştükten sonra iştah genellikle yavaş döner. Bu aşamada üç büyük öğün yerine gün içine yayılmış küçük ve doyurucu porsiyonlar daha kolay tolere edilir. Yumurta, yoğurt, mercimek çorbası, peynirli bir dilim tam tahıllı ekmek gibi protein içeren seçenekler kas kaybını sınırlar ve enerjinin geri gelmesini hızlandırır. Birkaç gün süren iştahsızlık sonrası ilk öğünlerde ağır ve yağlı yemeklerden kaçınmak, mideyi gereksiz yormamak açısından mantıklıdır.
Son olarak, kendi kendine geçmesi beklenen bir tablonun sınırlarını bilmek gerekir. Birkaç günde gerilemeyen yüksek ateş, nefes darlığı, göğüs ağrısı, şiddetli ve tek taraflı boğaz ağrısı, sıvı alamayacak kadar bozulmuş genel durum ya da kronik hastalığı olanlarda beklenmedik seyir, mutfakta çözülecek konular değildir. Böyle durumlarda doğru adım hekime başvurmaktır. Geri kalan zamanda ise sabır, sıcak bir bardak sıvı ve iyi bir uyku hâlâ elimizdeki en sağlam araçlardır.